KÖKLERİMİZDEN ALDIĞIMIZ DEĞERLERLE YENİ UFUKLARA AÇILIYORUZ


Değerli Arkadaşım,

Bu sayfayı ziyaret ederek, hayallerinin peşinden giden ve onlara hayat verenlerin dünyası Zorlu'ya ilk adımı atmış oldunuz.

Zorlu Grubu'nun varoluş hikayesi, kurucularının hayallerinden yola çıkan, bu hayalleri paylaşan, büyüten ve bu hayallere hayat vermek üzere kenetlenenlerin birlikte yarattığı bir başarı öyküsüdür.

Her türlü fikrin cesaretlendirildiği, işini farklı yapmanın özendirildiği, cesur adımlar atmaktan çekinmeyen, hızlı karar alabilen esnek bir kurum kültürünün hakim olduğu Zorlu Grubu'nda önceliğimiz her zaman, mutlu, huzurlu ve herkesin kendini geliştirebileceği ortamı sağlamak oldu.

Bu kurum kültürünü bizzat deneyimlediğim ve Zorlu Grubu'na katılmama vesile olan bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. 1990'ların sonunda Genel Merkezi İstanbul'da bulunan bir uluslararası şirkette yöneticilik yaparken, şirketin kendimi geliştirmem konusunda bana destek olmaması nedeniyle istifa ettiğim gün Yönetim Kurulu Başkanımız Ahmet Zorlu ile tanıştım.

Ahmet Bey, benim beyaz eşya sektöründe deneyimli olduğumu duyunca beni hemen ertesi gün iş konuşmak üzere ofisine davet etti. Sabah ofisine gittiğimde de bana bir buzdolabı fabrikası kurmak istediğini söyleyerek, birlikte çalışmayı teklif etti. Kurmayı planladığı fabrikanın kapasitesinin Avrupa'daki benzerlerinin çok altında olduğu için, teklifi beni heyecanlandırmamıştı. Bunu kendisi ile paylaşınca kapasiteyi hemen 1 milyon 200 bin adete çıkarmayı önerdi. Hayallerimi hayata geçirmeme imkan verecek bu teklifi o anda kabul ettim ve bugün o fabrikamız 9.4 milyon adet kapasite ile beyaz eşya üretimi yapıyor. Zorlulu olmak, farklı düşünmek, farklı bakmak ve işini farklı yapmak için çalışmak demek. Bu yüzden girişimciliğimizi inovasyonla destekliyoruz. Araştırma ve geliştirmenin ilerlemenin en önemli şartı olduğuna inanıyoruz. En yeni teknolojileri geliştirip kullanıyor ve bunu en iyi tasarımlarla sunuyoruz.

1997 yılında Zorlu Grubu'na katıldığımda, burada çalışkanlık ve dürüstlüğe verilen değeri gördüm. Bu temel değerlere en başından beri sıkı sıkıya bağlı olan Zorlu Holding, ekonomik gücü ve yeniliklere açık, ilerici bakış açısıyla büyümeye devam etti. Zorlu Holding çalışanları da 1953'ten bu yana büyümenin bir parçası oldular. Zorlu Holding olarak bugün, tekstilden, tüketici elektroniğe ve beyaz eşyaya, bilgi teknolojilerinden savunma sanayine, enerjiden, gayrimenkul, maden ve metalürjiye kadar iş yaptığımız her sektörde çalışkanlık ve dürüstlüğümüze yenilikçi ve farklı düşünceyi ekleyerek hayallerimize hayat veriyoruz. Çok farklı disiplinlerden çok farklı yetenekleri aynı çatı altında topluyoruz.

Grubumuz her yıl, Türkiye ortalamasının üzerinde büyüyor, dünya standartlarında üretip ihraç ediyor ve ülkemizin ithal ettiği ürünleri Türkiye'de üreterek döviz kaybını önlüyor. Yatırımlarımızı öncelikli olarak kendi öz sermayemizle finanse ediyoruz. Zorlu Grubu 2016 yılında konsolide cirosunu bir önceki yıla göre yüzde 12 artırarak 15,1 milyar TL'ye yükseltti. Toplam ihracatını da Türkiye ortalamasının üzerinde artırarak, ihracat odaklı üretim stratejisine uygun sonuçlar elde etti.

Bugün 26 bini aşan çalışanımızın her biri, "bu işi nasıl daha farklı, daha iyi ve daha hızlı yaparım" diye soruyor, tartışıyor ve ortaya çıkan sinerjiyle iş yapış şekillerine yenilikler getiriyor. Her çalışanımız için, farklı düşünmek, farklı bakmak ve işini farklı yapmak önemlidir. Bizi dünya liginde bir grup olmaya taşıyan da, çalışanlarımızın DNA'larındaki bu inovatif karakter oldu.

Araştırma ve geliştirmenin ilerlemenin en önemli şartı olduğuna inanıyoruz. Her yıl, ciromuzun önemli bir kısmını AR&GE çalışmalarına ayırıyoruz.
Sorgulayan, farklı bakan insan kaynağıyla araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırım birleştiğinde, nelerin başarıldığını yaşayarak gördük. Zorlu Holding'in 64 yıllık tarihi bunun canlı örneğidir.

Kapımız hayal eden, sorgulayan, araştıran, tartışan herkese açık. Biliyoruz ki, dünya işini aynı şekilde yapanların değil, hep en iyiyi, en yeniyi arayanların elleri üzerinde yükseldi.

Sevgi ve saygılarımla,
Ömer Yüngül